19 Ekim 2015 Pazartesi

Renault Reklam Saçmalığı




         Bugünlerde işe gidip gelirken radyoda sürekli büyük bir çelişkinin reklamına maruz kalıyorum.Akılları sıra Bursa'nın insanlık dışı toplu taşıma aracı olan metrosunda Nazi toplama kampına gider gibi işinize doğru yol aldığınız sırada(siz hangi öflenecek,püflenecek durumdaysanız artık sabahları),kendisiyle çelişen bir sloganla reklam girerek sizlere 72.000 TL lik bir araç(Renault Kadjar,jeep falan neyse) aldıracaklarını umuyorlar.İlgili reklamı bulamadım ki bulsaydımda kendi hesabımda yayımlamam gerekecekti ve bende onların reklamına(daha çok zarar veren)alet olacaktım.Sizlere Renault'un dikkatimi çeken bu dandik ve çelişkili reklamlarından bir kaç parça yazacağım.Sloganlar bomba ama bir arabanın sahibine olan maliyetini,anlatılmak istenenlerle bağdaştırmak imkansız.
          "Hayatın koşuşturmacasına kapılmaktansa,kalbini rüzgara teslim ettin"(İşe güce giden insanların boktan bir koşuşturmaca içerisinde yok olduklarını söylüyor.Hatta başka bir reklamlarında şu an siz sıkıcı ofisinizde keşke şurada olsam diye iç geçirirken birileri Dünya'nın bir yerlerinde ilk defa dalış eğitimi alıyor olabilir diyor.Hayallerimize bu kadar yakınken neden bir fırt Reno çakmıyorsunuz kendinize diye kızıyor bizlere.Benim ise aklıma gelen şeyler bir arabanın bu kadar yüksek fiyatıyla beni güzel hayallerimden 70 küsür ay geriye atmasının yanı sıra onun lanet vergisi,sigortası ve murphy giderleri(1)),"Mutlu olmak için almayı(reklamda kadınlar kapitalizmin kalelerinden ellerinde alışveriş çantalarıyla çıkıyorlar) değil şöyle derin bir nefes  alabilmeyi seçtin"(sözde ayda 1000 TL den 72 ay ömrümüzü ve birikimimizi yok edecek,vergisi veya sigortası,ıvır zıvırı haricinde sadece borçlarına sahip olabileceğimiz aracın içinde nefes alan bir kadın görünüyor),"Hayat seçtiğin yoldur","Seyirci kalma yaşamaya başla"(Düşünsenize çevrenizdeki insanların profilini,Türk halkının ekonomik durumunu.3-5 yıllık birikimlerini tüketim çılgınlığına seyirci kalmamak adına heba ettiğini ki istenilen de tam olarak bu)
         Dövüş Kulübü filminde Tyler Durden şöyle diyor:"Things you own end up owning you",yani sahip olduğun şeyler sonunda aslında sana sahip oluyorlar.Bizler arabaya,eve sahip olduğumuzu anlatıyoruz.Onların borçlarını veya giderlerini ödeyebilmek içni sevmediğimiz işlerde çalışıyoruz.Kimseye ödediğimiz bedelleri anlatmıyoruz.Bir kaza yapmadığımız sürece sürekli arabamızla övünüyoruz.Evimizle yükseliyoruz.Ergenlikten beri telefon savaşları veriyoruz.Babamızın malıymış gibi Android mi Windows Phone mu,Reno mu Fiat mı diye tartışıyoruz.Kazandığımız her şey aslında sahip olduklarımıza akıyor.Arkadaşlarımız sorsa bizlere arabamız mı bize sahip biz mi arabamıza diye hangi cevabı verirdik?Mutluluk bir araba veya ev için ömür harcamakla kazanılmaz.Sonuç olarak senin ömrünü tüketmene sebep olmuş sahiplerin(2)için sevmediğin işlerde çalıştın.Şimdi karşılığında dünyanın en pahalı şeyini(ömür) verdiğin mal varlığınla derin bir nefes al.Reklamlarda öyle diyorlar ya.
          Sahip olduklarımızın bize sahip olmadığı veya en azından onalar için işkencelere maruz kalmadığımız bir hayat yaşamamız dilekleriyle görüşmek üzere.

Tabi reklamlara kızarken güzel müzik kullanmalarınıda es geçemeyiz.Gelin biz ihtiyacımız olan kısmını tüketelim arabayı değil müziği,ruhumuzun gıdasını.Buyurun;




(1)Murphy'nin sizlerle nerelerde karşılaşacağını öngöremezsiniz.Bir kaza olabilir veya 2014 te ödediğiniz 290 TL lik zorunlu trafik sigortanızın muhteşem güçlü Yeni Türkiye topraklarında bir sene sonra 495 TL ye varmış artışlarında.(Bunu damarlarınızda bile hissedersiniz.)

(2)Gerçekte ihtiyaç duymadığın mal varlığın,servetin(Not:Hepsi değil.Bu ayrımı kişiler kendileri için kararlaştırmalılar!!!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder